Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Şifa İlaçta Mı?

img

Bu sorunun cevabını plâsebo’da bulabiliriz. Plâseboyu sözlükler “hastayı tatmin etmek için verilen tesirsiz madde” veya “Hastanın faydasına olmaktan ziyâde, onu memnun etmek için uygulanan madde” olarak tarif ederler.

Yeni bulunan bir ilâcın başanlı olup olmadığı denenirken plâsebolardan faydalanılır. Hastaların bir kısmına tesir ettiği iddia edilen madde; diğer kısmına ise içinde bir şey olmayan, tadlandırılmış boyalı su veya haplar verilir. İşte bu sahte ilâcın adı plâsebodur. Plâsebo, diğer maddeyle aynı ambalaj ve görünüşle sunulur. Ve aradaki tedavi farkı değerlendirilerek, yeni ilâcın tesirli olup olmadığı ispat edilir.

Başağrısı, uykusuzluk, ankisete (yersiz endişe), çeşitli ağrılar, korku, sıkıntı, deniz tutması gibi pekçok rahatsızlıkta, plâsebo ile oldukça iyi sonuçlar alınmıştır. Plâsebo verilen 10 hastadan 6’sının başağrısı geçmişse, analjezis (ağrı dindirici) alan 10 hastadan yine 6-7’sinin düzeldiği hayretle müşahede edilir.

Ağrı veya ıstirapların plâsebo ile birden bire kaybolmasının, kuruntudan ibaret olmadığı da gösterilmiştir. Plâsebolar ve daha başka yardımcılar vücutta ölçülebilen tesirlere sebep olurlar. Plâseboya inanç, birtakım ağrı hafifletici maddelerin (beynindeki endorphinler gibi) üretilmesine sebep olmaktadır.

Bugün vücuttaki hastalıkların hepsinin %50-80 oranında ruhî sistemimizle alâkalı olduğu kabul edildiğine göre, plâsebolarıın bu geniş ölçüdeki tesirleri de bizi şaşırtmamaktadır.

Tıpta kullanılan pek çok ilâcın plâsebo tesirinden yararlanılmak üzere verildiği bir gerçektir.

Plâsebonun bu kadar tesirli oluşu, bize şifânın ilâçlardan olmadığını ve Allah’tan geldiğini göstermektedir. İlâç sadece vesiledir. Cenâb-ı Hak şifâ murad etti mi, boyalı su bile faydalı olmakta, etmediğinde ise hasta için ne yapılsa fayda etmemektedir.

Bu yazıyı e-dergi olarak okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/1992_eylul/#features/41