Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Onu Böyle Sevdiler

img

Kâinatın niçin yaratıldığını bilmemek ve en mükemmel insanı tanımamak, Cenab-ı Hakk’ın sevgilisi Habibullah Efendimiz’e (asm) neler borçlu olduğumuzu görmemek, insan olan insanın şanına ve o güzel yaratılışına uygun düşmez.

Bir sokaktan geçerken üzerine yaprak yaprak güllerin saçıldığını gören bir kimse, bu ikramın sebebini sormazsa kabalık etmiş olur.

Zengin bir ziyafet sofrasında keyfince yiyip içen bir kimse, bu ziyafetin kimin şerefine verildiğini sormazsa nezaketsizlik etmiş olur.

İşte böyle geçip gitmeyen nice vefadar, kalbi sevgi hamuruyla yoğrulmuş ruhlar var. Onlar, Peygamber Efendimize (asm) sevgi ve şükran duygularını ifade edip göstermişler.

Şimdi onlardan bir demet sunmak istiyoruz size:

 

Abdullah bin Ömer (ra.), Hz. Peygamber’e (asm.) aşık sahabelerden biriydi. Ona duyduğu derin hasretle onun gittiği yollarda yürür, Onun oturduğu yerlerde oturur, Onun altında dinlendiği ağaçları kurumasınlar diye sulardı…

***

 

Hanım sahabelerden Rubeyyi Binti Muavviz’e (ra.) Hz. Peygamber’i sordular. Onun söylediği söz, kalbindeki sevgiyi de gösteriyordu:

“Yavrum! Eğer onu görmüş olsaydın, doğan bir güneş zannederdin...”

***

Elde değil ki, kalpler onu sevmesin...

Gülün kokusunu duyup onu içine doya doya çekmemek, bülbülün şakımasını duyup da ona hayran olmamak nasıl mümkün değilse; Onu tanıyan kalplerin de Onu sevmemesi mümkün değildir.

Evet, 18. yüzyılın büyük şairlerinden Nâzım şöyle diyor:

“Gönül aşkınla zâr-ı müptelâdır yâ Rasulallah

Yolunda baş ile cânım fedâdır yâ Rasulallah...”

***

 

İslam tarihinde anıldığında yürek sızlatan olaylar vardır. Recî seriyyesi bunlardan biridir. Ebû Süfyan, esir alınıp ağır işkenceler yapılan sahabelerden Zeyd İbni Desine’nin (ra.) yanına yaklaşıp sorar:

“Allah aşkına söyle Zeyd. Şimdi sen çoluk çocuğunun yanında olsan, şu bulunduğun yerde de Muhammed olsa, senin yerine onun boynunu vursak, ne iyi olurdu değil mi?”

Zeyd İbni Desine (ra.) Ebû Süfyan’a acıyarak baktı:

“Ben çoluk çocuğumun arasındayken, Muhammed aleyhisselam’ın değil burada olmasını istemek, şu anda bulunduğu yerde bile ayağına diken batmasına gönlüm razı olmaz” dedi.

Ebu Süfyan dondu kaldı:

“Hayret doğrusu!” dedi. “Ben dünyada Muhammed’in ashabının onu sevdiği kadar birbirini seven insanlar görmedim.”

***

Prof. Dr. Kâmil Miras Bey, Hz. Peygamber Efendimiz (asm.) için şu tespiti yapmıştır:

“O (asm.) yalnız kaleler, memleketler fethetmemiştir. Onlardan daha yalçın ve demir gibi sert gönülleri de fethetmiştir.”

Evet O (asm.), muhabbet mülkünün sultanıdır.

Bu yazıyı e-dergi olarak okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/2015_nisan/#features/9