Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Marifete Muhabbet

img

Nur Külliyatı’ndan Yirmi Dördüncü Söz’de, “muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” buyrulur.

Bu cümlede sözü edilen muhabbet, “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım” hadis-i kudsîsinde geçen muhabbettir; yani Cenâb-ı Hakk’ın bilinmeye muhabbet etmesidir.

Hadîs-i kudsînin metninde “ilim” yerine “marifet” kelimesi geçiyor. Yani, “bilinmeye muhabbet ettim” şeklinde tercüme edilen kısmın daha doğru tercümesi “marifete—yani tanınmaya—muhabbet ettim” şeklindedir.

Nur Külliyatı’ndan Sözler’de geçen şu ifadeler de bu manayı teyid ediyor:

“...şu mevcudattaki zînetleri ve lâtif sanatları istihsankârane temâşâ etmekle, onların Fâtır-ı Zülcemâlinin mârifetine muhabbet etmek...”

Cenâb-ı Hakk’ın bilinmeye (tanınmaya) muhabbet etmesine karşı kulun görevi O’nun “mârifetine muhabbet etmek” şeklinde tesbit edilmiş bulunuyor. 

Marifetullah, Rabbimizi Kur’ân’ın bildirdiği gibi tanımaktır. Allah kelâmına uymayan bir inanca iman denilemeyeceği gibi, ona uygun düşmeyen bir bilgiye de marifet denilemez.

...

Devamını okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/2015_aralik/#features/7