Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Kur’an ve Peygamberi Duymayanlar Mesûl Olacaklar Mı?

img

Kendisine Kuran ulaşmayan, Peygamber gelmeyen insan ne olacak? Günâhı ne?

Ormanlardaki zencilerin ve meselâ Eskimoların durumu ne olacak?

Allah, hiçbir kimseyi rahmetinden, vahyinden, kelimâtından ve âyetlerinden mahrum etmemiştir: “Hiçbir Ümmet yoktur ki, içlerinde cehennemle inzâr eden (sakındıran) bir peygamber geçmiş olmasın.” (Fâtır/24) ve “Celâlim hakkı için, biz, her ümmete bir peygamber gönderdik.” (Nahl/ 63)

Kur’ân-ı Kerim, peygamberlerin hepsinin kıssasını anlatmamıştır: “Gerçekten biz, senden önce birçok peygamberler gönderdik; onlardan kimini sana haber verdik, kimini de sana haber verip anlatmadık.” (Mü’min/78) Allah, herşeye, hatta arıya vahyeder: “Rabbin bal arısına da şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.” (Nahl/68)

Bazı kere vahiy, Cebrail’in indirdiği bir kitap olur. Bazı defa Allah’ın kulunun kalbine attığı bir nur olur... Bazan göğüste bir genişlik ve ferahlık olur. Bazan bir hikmet, bazan bir hakikat, bazan bir anlayış, bazan bir huşu, bir korku ve bir takvâ olur...

Kalb kapısına vurulmuş, kulağı çınlatılmış hiçbir kimse yoktur ki, Allah tarafından bir iltifat, bir ihbâr telakki etmiş olmasın...

Bedevi bir zencinin korku içinde semâya sadece bir bakışı vardır ki, Allah yanında çok makbûldur. Gerçekten araştırdığımızda, onlara da peygamberlerin gelip hakikatleri anlattığını anlayabiliriz.

Meselâ: Afrika’da yaşayan Mau Mau kabilesi “Mücâî” dedikleri bir İlâha inanıyorlar ki; o, tektir, doğurmamıştır, doğmamıştır, dengi ve benzeri yoktur. O görülmez, sadece eserleriyle ve fiilleriyle bilinir. O, yaratıcıdır. Rezzaktır, Vehhâb’dır, duayı işitir, (şimşek onun hançeridir, gök gürültüsü onun yürüyüşüdür).

 

İhlâs Suresine yakın ifadeler değil mi? Tarihlerinde onu getiren bir peygamber ve bir tebliğci olmadan bu bilgi onlara nereden gelmiştir? Tertemiz hakikatler anlatıldıktan sonra, her zaman olageldiği gibi devir değişmiş, neticede hurafeler karışarak bu dînî sâfiyeti bozup karartmıştır.

“Allah, kimseyi kaldıramayacağı bir mükellefiyetle sorumla tutmaz. (Bakara/286). İsrâ Suresinin 15. âyetinde buyurduğu gibi, peygamber göndermediklerinden de hesap sormaz. İmkânlara göre mes’uliyetler değişiktir. Bir yamyam, bir eskimo ile; bizler arasında fark vardır. Çünkü bize Kur’ân inmiştir.

 Bu yazıyı e-dergi olarak okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/1992_eylul/#features/35