Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Kalbimiz Kimi Arıyor?

img

İLK İNSANDAN bu yana kadar.

100 milyar insan yaşamış.

Onca kişi, nerede şimdi?

Demek ki;

Yolcuyuz cümlemiz.

Misafiriz hepimiz.

Ne kalan var şu dünyada, ne de duran.

Güneş gibi parlak tevhid nuru parlıyor anlayana.

İnancın gözüyle olaylara bakana…

Kim bunca hayat sahibini dünyaya gönderen?

Kim vakti gelince, getirdiğini götüren?

İnsan bu, nazlı bir bebek.

Kolay değil onu ağırlayıp misafir etmek.

Her anı, milyon hizmet ister.

Kışın üşür, yazın terler.

Her organı ayrı bir bakım ister.

Gözleri güneşi.

Burnu havayı.

Dünyaya geldiğinde o yumuş, o pamuk elleri.

Bir eli tutmayı ister.

Şefkatli bir anneyi, hep yanında görmek ister.

Kalbi sevgiyi.

Midesi nimetleri.

Kulakları sesleri.

Dili söylemeyi ister.

Binlerce şeyi isterde ister.

O YILDIZLARI bol olan oteller, insanın misafir edildiği şu dünyanın yanında, kulübe bile değiller.

Yaratıldığı ilk günden beri her insan, her türlü tedbiri önceden alınmış son sistem konforlu bir dünyanın içinde yaşar ve yaşatılır.

Hem de, tam bir bebek nezaketi içinde.

EN NAZİK ve en nazlı bir misafir gibi ağırlanır durur, bu muhteşem dünyada.

Öyle üç gün, beş gün de değil.

Bir ömür boyu.

O her gün de; aynı özen, aynı dikkat ve aynı bakım içinde sürer insanın hayatı.

Dışımız böyle olduğu gibi, içimiz de öyledir.

70 trilyon hücremiz bir an olsun ihmal edilmez tek tek bakılır, kontrol edilir bir arıza var mı diye… Ne gerekiyorsa o yapılır.

Hiç birinden haberi dahi olmaz bu nazik misafirin.

Ama hayatı son derece konfor içinde devam eder.

Gözünü açtığında şefkatli bir anne bulur başucunda.

Neye ihtiyacı varsa her tedbir önceden alınmıştır.

Bu kadar özen, bu kadar dikkat ve inceliği fark edecek bir kalbi de vardır bu misafirin.

KALBİYLE hisseder, aklıyla anlar bu kadar nimeti hiçbir bedel beklemeden ona verenin kim olduğunu?

Yâdına düşer bir gün.

O’nu tanımak,

O’nu bilmek ister.

Çevresinde ne varsa her şeyden sorar.

HER ŞEY kendi diliyle Yaratanını anlatır ona.

İşte o zaman her şey yerli yerine oturur.

Hayat, hayat olur.

Hayat, imanla hayat bulur.

İnsanın dünyaya gelişinin sırrı o zaman anlaşılır, hikmeti o zaman bilinir.

İşte hayat böyledir.

...

Yazının devamını okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/2015_kasim/#features/31