Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Her İnsanın Ruhu Kendinin Mi?

img

Bedenle ruh arasında tam bir uygunluk vardır. El yazmaya, beyin düşünmeye, dil tatmaya, vücut ibâdete münasiptir. İnsan ruhuna kedi vücudu verilseydi, her şey ne kadar zor olacaktı. O zaman ruh, düşünemeyecek, yazamayacak, kısacası insana yakışan fiilleri yapamayacaktı. Adil olan Allah, her ruha uygun bedenler yaratmıştır. Her fabrikaya uygun bir müdür tayin edildiği gibi, her bedene de münasip bir ruh verilmiştir.

Ruh mânâya benzer, beden de kelimeye. Meselâ “insan” mânâsı zihinde mevcuttur. Hiçbir şekilde yazıya geçirilmese bile o yine vardır. Varlığı, harflere bağlı değildir. Bu kavramın herhangi bir şekli yoktur. Ölçülemez, tartılamaz, renginden, şeklinden bahsedilemez. Beş harfli bir ölçü dahilinde yanyana getirip, “İnsan” yazdığımız zaman mânâ, o kelimeye iner. Ruh ile beden arasındaki münasebetler, bir anlamda, mânâ ile kelime arasında da vardır. Mânâ, harflerin hiçbirinde değildir, ama onların dışında da değildir. Mânâ, birinci harfe yakın da, İkinciye uzak denemez. Kelime, harflerine ayrılmakla bölünebilir ama mânâ bölünemez. O, bütün harflerde aynı anda vardır, fakat hiçbirinin içinde değildir.

Şimdi bir an için, “insan” mânâsının şuurlu olduğunu farzedelim. O zaman, o mânâ kendi varlığını bilecek, bir yazarı olduğunu anlayacaktır. Harfler silinip tahrip edildiği zaman, kelime mahvolacak, fakat mânâ var olmaya devam edecektir. Çünkü, kelimelerin silinmesiyle mânâlar yok olsaydı, lisanda kavram kalmazdı. Bedenin çürümesiyle de ruh yok olmaz. 

Bu yazıyı e-dergi olarak okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/1992_aralik/#features/25