Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Bedenimizdeki Algılayıcılar

img

Hergün, hiç düşünmeden yaptığımız fonksiyonların devamı için vücudumuz milyarlarca algılayıcı ile donatılmıştır.

Gözümüz, bizim kâinatı görmemizi sağlayan dev bir algılayıcıdır. Kulaklarımız sesleri işitmeyi sağlar. Cildimiz ise nesneleri hissetmemizi sağlayan farklı algılayıcılarla donatılmıştır. Dilimiz tatları algılar, burnumuz ise binlerce kokuyu birbirinden ayırt edebilecek bir algılayıcı olarak yaratılmıştır.

Sinir hücresinin kas hücresine bağlandığı yerdeki reseptörler

Sinir hücresi ile kas hücresinin bağlantı noktasına “sinaps” denir. Sinir-sinir, sinir-kas hücreleri arasında sinapslar olabilir. Bu sinapslarda molekülleri dahi tanıyabilen onlarca algılayıcı bulunur. Sinir ve kas hücresi arasındaki bağlantı, sinir hücresinden salgılanan asetilkolin ile sağlanır.

Kas hücresinde bulunan asetilkolin reseptörleri sayesinde hareket edebiliyoruz. Beyinden bir uyarı gelince sinir uçlarından asetilkolin salgılanır. Asetilkolin kas hücresine gider ve asetilkolin reseptörüne bağlanır. Allah’ın ilmi ve kudretiyle saliseler içinde gerçekleşen bu olaylar sonucunda beynimizden gelen “kolunu kaldır” gibi komutlar uygulanır.

Mesela ameliyatlarda genel anestezi verilen hastalara asetilkolin reseptörlerini kilitleyen bir ilaç verilir ve reseptörler asetilkolini tanıyamaz. Bu ilaçlar kalp kası hariç bütün kasları felç eder. Neyse ki bu ilacın etkisi kısa bir sürede geçer. Bu ilaç Afrika’daki yerlilerin düşmanlarını öldürmek için oklarının ucuna sürdükleri kürar zehirinin benzeridir ve bundan ilham alınarak tıbbın hizmetine girmiştir.

Bir de Miyastenia Gravis ismini verdiğimiz bir hastalık vardır. Bu rahatsızlıkta kas hücrelerindeki asetilkolin algılayıcılarına, vücut savunma hücreleri tarafından hasar verilmiştir. Bu algılayıcılar görevlerini tam yapamaz. Hastalarda hareket edemeyecek derecede kas zayıflığı ve kronik yorgunluk görülür.

...

Devamını okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/2015_aralik/#features/11