Zafer Bilim Araştırma ve Kültür Dergisi

Allahı Kim Yarattı?

img

Kim bu tabiat?

Seksen vagonlu bir tren düşününüz. Bu vagonlardan herbirisini bir öndeki vagonun çektiği söylenebilir. Fakat iş lokomotife dayandığında, artık "lokomotifi kim çekiyor?” diye bir sual sorulamaz. Zira, çeken fakat çekilmeyen bir lokomotif olmazsa, trendeki nizam bozulur ve hareket meydana gelmez.

Diğer taraftan bir elma, elma fabrikası olan ağacında yapılmaktadır. Bu ağaç ise, kâinat fabrikasında inşa edilmiştir. Eğer elma ağacının da, kâinatın da, nihayetsiz bir ilim ve kudret sahibinin eseri olduğu kabul edilmezse, kâinat fabrikasına da bir fabrika, o fabrikaya da başka fabrika icab edecek ve mes’ele bir noktaya dayandırılmadan sürüp gidecektir.

Bir er emri onbaşıdan, o da yüzbaşıdan ve nihayet başkumandan da, emri padişahdan alır. “Ya padişah kimden emir alıyor?” şeklinde bir soru sorulamaz. Zira padişah da birinden emir alsa, o da raiyyet derecesine iner ve onun emir aldığı zat padişah olur. Yani emir veren, fakat emir almayan bir zatın varlığı muhakkaktır ve o da padişahtır.

Verilen misallerden anlaşılacağı gibi, mahlûkatın birbirini silsileler halinde meydana getirmesi mümkün değildir ve onları yaratan, fakat kendisi yaratılmamış olan bir kudretin varlığı zarurîdir.

Evet, bu hakikatler, bütün açıklığıyla ortada dururken, Cenab-ı Hakkı (hâşâ) kim yarattı! diye sual soranlar, sadece cahilliklerini ortaya koymuş olacaklardır.

KİM BU TABİAT?

Tabiatın Sânî yâni sanatkâr olduğunu iddia edenlere şu soruları soruyoruz:

İnsanları kim yapmıştır?

Cevap: Tabiat.

Bitkileri ve hayvanları kim yapmıştır?

Cevap: Tabiat.

Güneşi ve seyyareleri kim tanzim etmiştir?

Cevap: Tabiat.

Yıldızları semâya kim dizmiştir?

Cevap: Tabiat.

Bu ve benzeri soruları sormaya devam ederek, tabiatın yaptığı iddiâ edilen şeyleri hayâlen bir tarafa ayırdığımızda, ortada tabiat diye bir şey kalmıyor.

Eğer tabiat bu saydığımız şeylerin tamamına deniliyorsa, biz ona kâinat diyoruz ve zaten onun sânîini soruyoruz.

Yok şayet tabiattan, yukarıda saydığımız şeyler cinsinden olmayan, yâni mahlûk olmayan bir zât kasdediliyorsa o zât Cenâb-ı Hak’tır.


Bu yazıyı e-dergi olarak okumak için tıklayınız:

http://zaferdergisi.com.tr/e-dergi/1992_eylul/#features/25